27 Şubat 2011 Pazar

Mavi gözle ilgili hikayesi olmayan var mııı?



Allahaşkına bir kişinin de şu mavi göz (renkli göz) ile ilgili hikayesi olmasın. Herkes, işte benim bir tanıdığımın da gözleri maviydi, 1 yaşından sonra değişti, benim kaynımın oğlunun da yeşildi değişir daha değişşiiirr demeyecek olan var mı acaba? Hayır değişsin o değil mesele, herkesin böyle bir hikayesinin olması komik. Geçen aylarda cama izolasyona gelen adam bile abla benim kızımın yeşildi, döneer bu kahveye demesi benim için en unutulmaz olanıdır. Sanane dönerse döner. Neyse, bir de bu göz rengiyle ilgili olarak şunu sormaktan bıkmıyor insalanlar, e sen renkli gözlü değilsin, baba renkli değil, kime çekti o zaman bu çocuğun gözleri, kibarca sizi doğuran kişiye çekti diyorum. (bknz; ebe) Neyse, galiba benim sinirlerim biraz bozuk.. Sinir olacak şey aradım ve buldum:) ohh rahatladım:P

15 Şubat 2011 Salı

7. ayın getirdikleri & götürdükleri



7. ay 14 günlük olduğun Şubat ayının 27'si bugün. Sen içerde koccaman yatakta (bizim yatağımızda) mışıl mışıl uyuyorsun. Canım yavrum artık sana iyi bakamıyor muyuz acaba diye düşünmeye başladım dün aksam babanla banyonu yaptırdıktan sonra uykuya dogru gidiyorduk ki baban seni omzuna alırken başını lambaya vurdun, off benim canım öyle acıdı ki ben de babana kızdım, iste niye alıyorsun da keske sana vermeseydim, bu çocuğa kaçıncı zarar verişin gibi saçma sapan cümleler kurdum. Sanki baban istermiş gibi sana bir zarar gelmesini, O sadece sen yatağa güle oynaya git istemişti. Neyse kendime yeterince kızdım ve babandan da özür diledim zaten. Bugün de oyun halında oturarak oynarken arkaya doğru düştün, genelde arkana emzirme yastığını koyduğum için sorun olmazdı ama şimdi başın yere çarpınca küt diye ses geldi ve sen ağlamaya başladın:( offf ben bir şey yapmadım ama bu sefer de kendime kızdım keşke yastığını koysaydım arkana diye. ama onu da sürekli koymak istemiyorum, hareket edemiyorsun gibi geliyor, o yastığı bir prop haline getirmek istemiyorum belki de. Neyse, hemen unutturmaya çalıştım, çok uzun ağlamıyorsun zaten genelde ve mutlaka hep bir sebeple ağlıyorsun.
Onun dışında bu sabah yine ısırıldım. Eee hep biz mi seni düşürücez, başını çarpıcaz:P Sen de sabah seni beslemeye çalışan anneciğini hiç acımadan ısırdın memesinden! Yapılır mı oğlum bu yaa?! Ama dişlerin kaşınıyor diye bir şey de diyemiyorum sana. Çünkü çok bir huzursuzluk veya ateş vs yaşaadık henüz. Bilmiyorum dişlerin hangisi olduğuna göre değişir mi bu yaşananlar. Alt ön iki diş belki de en kolayıdır bilemiyorum, daha köpek dişi var azılar var.. var da var..

7. ay kontrolü icin gittiğimiz Hülya (Sonugür) Hn.'dan ve bize tavsiyelerinden gayet memnun ayrıldık. Annem ve ablama bazı fikirlerini kabul ettirmek imkansız olsa da, biz söylediği her şeyi %100 olmasa da mantığımız çerçevesinde uygulamaya başladık bile.
Yemeklerle aran iyi gibi şimdilik , bakalım annen ve babana çektiysen zaten sorun yok :) Kahvaltıda ıhlamur, keçi peyniri, roka, meyve ve 1 dilim organik saf halk ekmek yiyorsun. Öğlen ve akşam sebze çorbası, her zaman çorba kıvamında olmuyor bazen sebze yemeği demek daha doğru olabilir. Patates, havuç, bulgur, çeşit çeşit sebze koyup hazırlıyorum, biraz zeytinyağı koyuyorum tabağına aldıktan sonra. Şimdi 3-4 seferdir kuzu eti ve bakliyat (mercimek, nohut) da girdi menümüze...
Anne sütünü ise istediğin her an veriyorum. O konuda saate veya listelere bağlı kalamam. O senin sütün, suyun, sakinleşmek, bazen yalnız kalmak için ihtiyaç duyduğun bir şey, annenin kokusuyla huzur bulduğunu düşünerek benim de huzur bulduğum, dinlendiğim zamanlar üstelik. (ahh bir de şu ısırıklar olmasa :)
İlaç kullanmıyorsun artık.(Zaditeni vermiyorum, hatta demir ve d vit de vermiyoruz. Onun yerine bol sebze ve et/ bakliyat)
Kilon 7. ay kontrolünde 9,200 kg, boyun 70,5 cm ve baş çevren de 45,5 cm olarak ölçüldü. (%75 lik dilimdeymişsin) Sağlıklı ol, hasta olma da istersen ortalamada ol. Fazlasında gözüm yok. Ağzını açmadığın anda yemek yedirmeyi kesiyorum oğlum sen merak etme. Zorla yemek, Tv karşısnda yemek (ki tv yi 7,5 aydır 2 dk bile görmediğin düsünülürse 'o ne?' de diyebilirsin), çatal elde Caaaaaaaaaaaaan diye bağırarark yedirmeye çalışmalar olmayacak inşallah bizim hayatımızda. Yeteri kadar ye, sağlıklı şeylerden ye; ama az ama çok ye farketmez...
Mart ayı da geldi oğluş. Bahara şurda ne kaldı.. Güneşli günleri, seni kat kat kıyafetler altına saklamadığımız günleri iple çekiyorum:))) Tombulumtos bacaklarını hemencik ısırabileceğiz böylece.. Bir de babanın sürekli çıkarıp benim giydirdiğim çoraplar da olmayacak.. Evet eveet:) bahar hatta yaz çabuk gelll!!
PS:Bunu da her söylediğimde işe dönecek olduğumu hatırlayıp gelmese mi yoksa diye düşünmeden de edemiyorum...

1 Şubat 2011 Salı

6. ay biterken..


Zaman hızla geciyor, Can büyüyor, işe başlama vakti yaklaşıyor. Bakıcı bulmak lazım, araştırmaya ve görüşmelere başladım bir iki kişiyle.. O'ndan ayrılmak ne zor Allah'ım. Buna ayrılmak demek istemiyorum gerci, ama her anında yanında olamayacağım da bir gercek! Şimdiye kadar bir kaç saat ayrılıp kokusunu özleyerek içime çekiyorum gördüğümde, bütün gün sabahtan akşama kadar o büyüecek ben göremeyeceğim:( neyse, buna da alışacağım diye düsünmeye zorlamazsam kendimi bu acı midemi, kalbimi agritmaya devam edecek. Gündüz ayrı bir tatlı tabi, şirinlikler yapıyor, kendi kendine oyunlar oynuyor.. Alt değiştirme masasında uyuyakalıyor:) Oturduğu yerde önündeki oyuncaklarını alıyor, eğildiğinde devriliyor bazen, bazen de düşmeden dengesini kazanıyor tekrar. Diş çıkarıyor ve çok şükür huzursuzluk yaşamıyor çok fazla.. Gece uykuları genelde tutarlı, güzel.. ama su yataga koyup kendisinin uyuması olayı bir sehir efsanesi olabilir mi acaba diye düsünmekten kendimi alamıyorum, uyumuyor o sekilde Can! Namümkün, imposibleee..

9. ayında kendi kendine uyuyabilmesi gerekiyor diyor okudugum yazilarda, o zaman daha vakit var ahhh vahhh uyumuyor o sekilde demek icin...

Ben bu kadar oyuncaklarıyla oynayan, inceleyen, ilgili, dikkatli bir cocuk görmedim. Bu beni cok mutlu ediyor, oynayarak eglensin, eglenerek ögrensin işte en güzeli.


Bugün ilk karını gördü Can. Dışarı çıkmadık tabi camdan! Sabah Rıfat erkenden iş icin Ankara'ya gidince ben de Can ı yanıma aldım, böyle yapınca daha uzun uyuyor. Normalde 7-7:30 gibi uyanır, ama bu sabah 8:45 ti uyandıgımızda... bundan daha güzel bir uyanma sekli olamaz...

Perdeyi bir actim, Cancan da kucagimda bir de ne görelim, arabaların üstü bembeyaz olmus bile ve laapa lapa kar yagmaya devam ediyor.


11:30 da sabah uykusuna yattı ve saat su an 13:30, Can'dan ses yok. Uyuyan cocuk uyandırılmaz denir ama ben 2 saatten fazla uyumasın diye simdi oglusumun yanina gidiyorum, öpe öpe koklaya koklaya uyandırmaya...