15 Haziran 2010 Salı

kremler, çatlaklar...






Son 40 gün ve doktorumuzun tavsiyesine uyarak kremlerimi daha doğrusu yağlarımı günde iki kere sürmeye başladım.(göğüs ve vücut için) Yağları evde duş sonrası, kremi de işe götürdüm orda sürüyorum.. Nemlenmesi daha iyi hissettiriyor gerçekten. Şimdilik çatlak çutlak yok ama belli olmaz (mış). Son zamanlarda da olabilirmiş.. İlk kullandığım Lierac hiç dayanmadığı için şimdi yağ kıvamlı olanları denemek istedim..Bunlardan çook memnun kaldığımı söyleyebilirim. Ablam J&J baby oil in da aynı işlevi gördüğünü söylüyor ama aldık bakalım kullanıyoruz :) kokuları da çok hoş..
çok uykum var, ama geceler biraz zor geçiyor.. ellerim ayaklarım yanıyor.. buzlu paketlerle yatıyorum artık.. Uyumak işkence, ama sabah uyanıp da işe gitmek daha da zor.. Son 3 hafta inşallah..

13 Haziran 2010 Pazar

34. hafta notları


O kadar isterdim ki şöyle kedilere, köpeklere dokunup, sımsıkı sarılabilmeyi. Hayır sevmiyor da değilim, daha çok korku diyelim. Özellikle kedilerden. Gerçi minicik bir köpekten elimdeki poşeti fırlatarak kaçtığım ve sonra apartmana kapıcımızın evinden girdiğim günü unutmuş değilim :) Ama çocuğum hayvanları çok sevsin, onlara dokunabilsin, hatta belki biraz ileri gidersem bir canlı beslesin istiyorum.
Annesi bu kadar korkarken babasına büyük iş düşüyor tabi, alıp bir yerlere götürüp börtü böceği sevdirmesi lazım. Bir adam düşünün ki otel odasının kapısında gördüğü minik, turuncu, sevimli mi sevimli (!) semendere dokunmak istiyor.
Bense fil beslemek için meyvelere 5 dolar verip sonra hayvanın hortumu bana yaklasırken parmak ucumla tuttugum icin meyveyi düsüren, sokaktaki kedilerin bana yaklastigini metrelerce uzaktan görebilen ve kacma konusunda kendini epey geliştirmiş biriyim.
Bir zamanlar evimizdeki kanaryayla yaşadığım başka bir hikaye de benim ondan kaçmaya çalışırken yerdeki tencerenin içine girip ayak tırnağımı kırmamla sonuçlanmıştı.. Yok kardeşim olmuyor işte zorlamanın anlamı yok..
Bakalım bizim kuzucugun arası nasıl olacak hayvanlar alemiyle...:))
Bugün itibariyle 34. haftadayız.. Dolu dolu geçen 34 hafta.. Can'ım, yavrum beni bu konuda da üzmeyerek başaşağı dönmüş bulunmakta:D Cumartesi bu güzel haberi ve 2.200 kg oldugunu ögrendik ... böyle giderse 3 kilo 300 gr civarında doğması muhtemelmiş.. hayırlısı.. önemli olan kilosu değil sağlığı benim icin.. Geçen haftalarda okuduğum 'Çocuğum Yemek Yemiyor' adlı kitabın bana kazandırdığı (ve umarım sonra da unutmam ve uygulayabilirim) en önemli şey bu.. Çocuğumun kilosuna takılmayacağım ya da az veya çok yiyor olmasına.. midesi minicik zaten.. neyse, şimdilik asayiş berkemal kısacası.. 2 hafta sonra ilk kez NST ye gireceğim.. Sona yaklaşıyoruz galiba şaka maka. yaa ben çok sevdim bu hamileliği amaa:))
Tabi bel, sırt, bacak ağrıları, ayak şişmeleri, reflü, uyku problemleri, kilo alımı vs.. vss.., hafif ve ciddi şeyler olmasalar da, hamileliğim boyunca bu ufak zorlukları, güzellikleri, her şeyden önce ilkleri yaşadım. O yüzden hiçbir problemi önemsemiyorum.. sadece oğlum iyi olsun, sağlıkla gelsin, ben başka bir şey istemem. Bir şey daha isterim aslında, bütün bebişler sağlıkla doğsun, güzel güzel büyüsünler yuvalarında..
...