29 Aralık 2010 Çarşamba

Ayagini yerken yuzune cis yaptin oglum:))))))))

Bu nasil yapilir yaa:)) hala guluyorum. Bir de korktun bu nerden geliyor diye! Ahhh canim benim. Neyse ki aynur abla vardi hemen kostu sabunlu mendillerle ilk mudahaleyi yaptik:)))

27 Aralık 2010 Pazartesi

Müjdeee!



Bu sabah resmen 10. gününü doldurduğumuz antibiyotikten sonra Can artık daha iyi :)
Yazık kuzum 1,5 aydır 3 kere bile banyo yapamadı! Tabi ki popisini bol bol yıkadım, ellerini yüzünü vs.. ama söyle bir güzel banyoya giremedi sık sık! Gerci O'na sorsak durumdan sikayetci olacagini sanmam; cünkü her banyoya sokusumuzda agzini kenetleyip korku ve heyecanla cirpiniyordu! Bu sabah doktorumuzla konustum ve artik yıkanabilecegini ama hala kalabalık ortamlarda uzun süre kalmamiz hatta hic bulunmamiz gerektigini söyledi. Can cok beyaz tenli ve alerjen bir cocuk! O'nu korumak gerekecek biraz sanırım. Zaditen'e devam; sabah aksam 7 ser damla ve D-vit! Bunlar disinda bir sey icmesin artik kuzum benim. Sekrol, ventolin ve en son augmentin le bence icmesi gerekenden cok daha fazlasini icti :( Neyse baska bir dert olmasin! Buna sükür.
Neler yapıyor Can kus, uyanıyor gülücükler saciyor, emiyor, oyun oynuyor annesiyle, aksam babasıyla desarj saati var 7 den önce:)
Eller tüm gün agizda o yüzden lütfen ama lütfeeeeeeeeeen kücük bebeklerin ellerine dokunmasın kimse, sokakta görüp ellerinden elleyenlere ne diyecegimi bilemiyorum, ama artık el yikamadan Can'a dokunmak yok! Benim ne günahım var, ellerim yikamaktan kurudu, catladi resmen! Sıcak suyla yıkıyorum bir de! Oyuncakları ve elleri sürekli agzinda diye sürekli siliyorum! Hayır normalde bu kadar hassas davranmayacagim, emzigini yere düsse de verecegim diyordum ama Can alerjik bür bünyeye sahip ve tekrar hastalansin istemiyorum! Neyse, bu konuyu kapatayim artik:)
2 hafta kadar sonra süt haricinde bir seyler yiyip icecek olması beni cok heyecanlandiriyor, bakalim benim tontishimin yemekle arası nasil olacak, meyve mi sevecek sebze mi hangilerini seve seve yiyecek, hangilerinde yüzünü burusturacak cok merak etmekteyim:) Bizi zor günler bekliyor sanırım! Emzirmek ne kadar ilk baslarda zor desem de su an en kolay sey! Sadece kolay da degil, büyük bir zevk benim icin. Cünkü bana bakiyor, gülüyor, sonra tekrar emiyor, masal anlatiyorum gözlerime kocaman kocaman bakarken uyuyakaliyor. Bu anlatilmasi imkansiz bir mutluluk!
Simdi uyuyor Cancan, hava öyle kapalı ki tam uyku havası zaten.. En iyisi ben de gidip biraz kestireyim.

Emzirme Reformu Sobesi



Emzirme Reformu‘nu desteklemeyen bir anne, bir kadın hatta duyarlı bir erkek olmayacağını düşünemiyorum. Konuyla ilgili bir sobeleme başlamış durumda; şöyle ki aşağıdaki soruları bloglarında yanıtlayanlar tanıdıkları başka blogculara gönderiyor ve böylece genis bir kitleye ulaşması hedefleniyor. Benim cevaplarım şu şekilde;

(1) Türkiye’de ilk altı ay sadece anne sütü alan bebeklerin oranı sizce yüzde kaç? (*)

Emzirme Reformu sayfasında okumadan önce %30 - 40 derdim an azından; ama oran korkutucu derecede düşük.

(2) Siz bebeğinizi ne kadar süre anne sütü ile beslediniz?

Şu anda oğlum 5,5 aylık, sadece anne sütü ile besleniyor doğduğundan beri. Emzirebildiğim kadar emzirmek istiyorum.

(3) Kaç ay doğum izni kullandınız?

Yasal ücretli iznimin bitiminde 6 aylık ücretsiz iznimin de tamamını aldım, ki şu an o izni kullanıyorum.

(4) Yasal süt izninizi kullanabildiniz mi?

6 aylık ücretsiz izni kullanıyor olmasaydım, 17:30 da değil 15:30 da cikacaktim isten.

(5) Emzirdiğiniz ya da süt iznini kullandığınız için iş yerinde mobbing (tepki, işi bırakmanız için baskı) ile karşılaştınız mı?

Hayır!

(6) Bebeğinizi toplum içinde, dışarıda emzirmeniz gerektiğinde sıkıntı yaşadınız mı?

Toplum içinde emzirme konusunda pek rahat hissetmediğim için dışarıda mecbur kalacağimi bildigim durumlarda sütü sağıp biberonla veriyorum ki bu cok sık olan bir sey degil; ama bu sekilde ben daha rahat ediyorum.

(7) Emzirme konusunda desteğe ihtiyacınız oldu mu? Gerek emzirme danışmanlığı, gerekse psikolojik olarak yeterince destek bulabildiniz mi?

Hayır destege ihtiyacim olmadi. Belki de normal dogum yapmis olmamdan dolayı sütüm hemen geldi ve sansliyiz ki oğlum Can da hemen alabildi. Sag - sol gögüs farkı da olmadı! Ama sunu belirtmeliyim ki ilk günlerde cok zordu, cünkü bir memede 20 digerinde 20 dk kaliyor ve kücük dogdugu icin cok sık aralarla bu rutini tekrarlıyorduk. Kolay oldugunu söylemem, ama danısmanlık veya psikolojik destek alacak derecede degildi. Sanırım bunda eşimin ve ailemin destegi ve yardimlari büyük rol oynadi.

(8) Emzirdiğiniz süre boyunca etraftan “sütün yetmiyor, mama ver, bu çocuk meme emmek için çok büyük” şeklinde baskı gördünüz mü?

Sütün yetmesi veya yetmemesi ya da cok büyük oldugu icin emzirmeyi sonlandirmam yönünde baskı görmedim, cünkü daha oglum 5,5 aylık. Ama buna kimsenin karisabilecegini düsünmüyorum. Ben istedigim, daha dogrusu oglum istedigi kadar (makul ölcüde) emzirmeyi düsünüyorum.

(9) Emzirme Reformu’nu biliyor musunuz? Sizce Emzirme Reformu neden gerekli?

Biliyorum. Anne sütü içmek bir bebek icin olmazsa olmaz bir ihtiyac ve hak! Emzirmek zaten zahmetli ve ilk baslarda yorucu bir deneyim, hele ki ilk kez anne olmus kisiler icin. O yüzden bu noktada hem calisan kadınlara izin olarak verilen destek hem de toplumun bu konudaki bilincli yaklasimi cok önemli!

(10) Emzirme Reformu’nu web sitesinde desteklediniz mi? Destek olmak için www.emzirmereformu.com adresindeki formu doldurmanız yeterli.

Evet.
Sobeleme meselesine gelince, bunu okuyan ve 5 dakikası olan tüm anneler, anne adayları doldursun lütfen :))

16 Aralık 2010 Perşembe

5. ay notları


Can'ım yavrusum güzel güzel büyüyor..her seye rağmen.. öksürükler, burun akıntıları, gazlar, kusmalar, kusmalar ve hatta kusmalara rağmen..
artık her seyi herkesi takip eder ve dinler oldu. gectigimiz haftada gözle görülür sekilde büyüdü, ağırlaştı. pazartesi günü doktor randevumuzda kilosunun 7.400 ve boyunun da 65 cm olduğunu ögrendik..
Anne olmak inanılmaz bir özveri istiyor. Benden ve herkesten önce Can'ı düşünüyorum, uyku problemimiz hem var hem yok. Şöyle ki hemen uykuya dalabiliyorsun, ama gece özellikle sık sık uyanıyorsun bir kac gecedir. Sanırım bu burun tıkanıklığı da seni zorluyor uykuda. off bebeğim benim sana kıyamam ben. Bir de aksam biz yemekteyken hallettigin seyi artık yapamadıgın icin onu da gece uykunun arasında yapıyorsun ve alt degistiriken de uyanıyorsun haliyle.. e uyanıs o uyanıs oluyor ve 2 saate yakın basbasa gecenin sessizliginde senin mırıltıların ve bana bakıp attığın gülücüklerle uykumu feda ediyorum sana:) Tüm uykularım senin olsun benim minik kuzum..
Kahkahalarını duymak hayatta hic hissetmedigim bir seyi hissetmemi sagladı. ASKla karısık bir SEVGİ Sefkatle karısık bir Delilik hali Gülmekle karısık bir ağlama istegi..
Sensizken bir parca eksikmisim ben...ömrümün en dolu dolu, en hızlı 5 ayıydı, nice 5 lere oglusum
Can, ne iyi ettin de geldin tosbik oglum:)

14 Kasım 2010 Pazar

ilk hastalık, öksürük::(



Oğluş hasta:( Yapabileceğim tek şey Can kuşu sıcak tutmak ve bol bol emzirmek heralde. Burnu tıkalı, genzinden akıyor heralde ve o da öksürmesine sebep oluyor. Ne zormuş.. Pek acı çekiyor gibi değil, huzursuzluksa az denebilir. Şimdi uyuyor. İnşallah bol emer, bol uyur da bu öksürüğü atlatır.

12 Kasım 2010 Cuma

Kızma oğluşum:(




Can'ım oğlum bugün 4. ay kontrolün vardı. Ufff, o iğnenin, yumuşacık bacağına girişine bakamıyorum. Ben sana kıyamaz, gözümden bile sakınırken bacağına iğneler batırmaya götürüyorum. Bütün gün keyifsizdin sanki gideceğimizi anlamış gibi. Öğlen uykuların kısacık bile olsa en azından saatleri pek şaşmazdı. Bugünse uyumak bilmedin. Gözlerini kapatınca uyudun diye seni kucağımdan bırakacak oldum, hiç uyumuyormuş gibi açtın gözlerini fal taşı gibi..
Doktorda da ilk randevu bizimdi, ama trafikte sıkışınca Yıldız Hn'ı bekledik epey bir. Sonra iğnede ağlamadın bile ama ağızdan verilen Rota dakusacak gibi oldun, gözlerin kıpkırmızı oldu. Ahh ben sana kıyamam. Bunları yaptırmak ne derece gerekli bilmiyorum. keşke yaptırmak zorunda da olmasak ama senin için birtanem.
Sonra arabayı anneannen kullandı da sen tam ağlayacaktın ki arkada emzirdim seni ve uyudun kollarımda.. e tabi klasik eve gelince de uyandın:)
Zor da olsa uyumayı başardığında eve geldiğimizin üstünden 1 saat geçmişti bile. Şimdi o saat bu saat hala uyuyorsun(saat 20:00 şu an)
Bir not; özellikle kollarımda uyurken görebildiğim bir şey yapıyorsun, neredeyse kahkaha atıyorsun uykunda. Artık ne görüyorsan rüyanda:) Baban olsa olsa süt şelalesi görüyordur ne görecek diyor :)))
Seni yerim sosis kafam benim ..

11 Kasım 2010 Perşembe

Su gibi geçti günler..



Oğlum, Can'ım 2 gün sonra 4 aylık oluyor! Ben bile söylerken (yazarken) inanamıyorum. Doğum iznim bitti bile, şu an yıllık iznimdeyim. Aralık ayının ilk haftası gibi, normal şartlarda, işe dönmüş olmam gerekiyor; ama Can'ı bırakmak? İşe dönmek?! Tüm gün O'nu görememek, akşamı iple çekmek. Ee iyi de ben bu şartlarda nasıl çalışabilirim ki, kendimi nasıl işe verebilirim? Can'dan bir kaç saat ayrılmak değil söz konusu olan, O'nu bir kaç saat görmek! Allah'ım bu korkunç bir şey! Bu kadar zor olacağını düşünmemiştim. Sanırım ücretsiz izin hakkım neyse hepsini kullanacağım.
Can büyüyor, her şey yolunda gitti sanırım bu güne kadar, çok şükür! Uyuyor, uyanıyor, emiyor, oynuyor, gülücükler saçıyor, artık oturmak istiyor paşa:)
Cuma günü Yıldız Hn'la randevumuz var 4. ay kontrolü Can kuşun. Vayyy bee:D
Bana noluyorsa bir gurur duyma; 'Oğlum 3 değil 4 aylık artık!' gibi bir böbürlenme durumum var ki sormayın. Yani bu zamana kadar oğluşu tek parça getirebildim diye mi yoksa ben hala tek parçayım diye mi bilinmez...
Şimdi güzellik/yakışıklılık uykusunda... Daha ne kadar güzel olacaksa ....

12 Eylül 2010 Pazar

CAn CAn



Kuzumm, melegim, bebegim, oğlum, yavrum, her seyim.. Can için söyleyebilecegim her sey eksik kalacak, hicbir şekilde anlatamayacagim bir sevgi O'na hissettigim ..yüzüne bakip gülüyorum, gözlerimin icine bakıyor agliyorum, bana gülüyor artık! bana, annesine:)) bundan güzel baska bir sey olmadıgını biliyorum.. Bugüne kadar 11. gününden beri yazma fırsatı bulamadım ama ne yazacaktım da Can'ımı anlatabilecektim kelimelerle?
Güzel güzel büyüyor oğlusum Allahıma sükürler olsun.. kusmalar, uyumamalar, sonra uyumalar-uyanmalar, emmeler, aglamalar, banyolar, gülücükler, ıngalar:)) büyüyor, beni de büyütüyor.. artık icime sıgmayan Can'ın sevgisiyle dolup tasmıs bir kalbim var.
simdi uyuyor kurbisim, babasıyla annesi de Türkiye - ABD basket macını izliyor:)
İyi ki hayatımızda Can var artık:))

24 Temmuz 2010 Cumartesi

Oğlum 11 günlük oldu :))


...evet, yarın doğması beklenen oğlumuz 13 Temmuz akşam üzeri 17:40 ta açtı gözlerini dünyaya, bizim dünyamızı değiştirdi:)) İyi ki erken gelmiş diyorum şimdi. Nasıl yaşamışız O olmadan ?!? Böyle güzel bir duygu yok. Uyurken izliyorum, hem uyusun büyüsün istiyorum, hem uyansın sıkı sıkı sarılalım birbirimize.. Hem hiç bu kadar mutlu olmamıştım hem de hiç bu kadar çok ağlamamıştım.. Zıtlıkları aynı anda yaşıyorum.. Sevdiğim adama benzeyen bir oğlum var benim artık:) Dilerim Allah'ım, isteyen herkes bu duyguyu yaşayabilsin.
Şu anda uyuyor, yanıbaşımızda.. Her anı dondurup saklamak istiyorum beynimde. Daha şimdiden düşünülür mü aylar sonra nasıl işe başlanır diye, ya da ne zaman büyüycek, okula gidecek.. elinde çantasıyla bütün gün okul sıralarında oturacak?!
Biliyordum, tek bir cümle; insan bir varlığı sevebilme kapasitesine şaşıyor..
Artık bir aileyiz biz de:))
Bizimle bu mutluluğumuzu paylaşan tüm dostlarımıza, ailelerimize teşekkürler..
tuba

6 Temmuz 2010 Salı

Odamda uyumama 19 gün kaldııı :))







eveeeet, artık ayları saymıyoruz, sadece günler kaldı yavrumuza kavuşmamıza.. Öyle merak ediyorum ki hangi gün onu göreceğiz acaba?


Tanrım, 'Oğlumla tanışacağım!' Bundan daha büyük bir olay düşünemiyorum.. Odasına giriyorum, onun sesi ne zaman dolduracak acaba bu odayı diyorum... Artık işe de gitmediğim ve tüm gün nerdeyse evde olduğum için bunu daha da sık düşünür oldum..


Geceler sıcak ve uzun .. Geçtiğimiz hafta üstüste gördüğüm kabuslardan sonra bu haftaya daha iyi başladık.. şimdilik, gece kalkıp aldığım buz gibi duşlar haricinde, korkuyla bölünmüyor uykularım..


10 Temmuz cumartesi doktor randevumuz var artık haftada bir gideceğiz.. en son 26 Haziran cmt gittik ve tontimin 2.700 gr oldugunu ögrendik.. Şimdilerde 3 kiloya yaklaşmış olduğunu umuyorum.. 2,950 gibi olabilir.. İlk NST mize de bir önceki randevuda girdik.. o da iyiymis.. Dedigim gibi artık günleri hatta saatleri sayıyorum.. Havalar çok sıcak.. Klima olmasa mahvalmuştum heralde.. Oğlum da yaz çocuğu olacak hayırlısıyla.. anne ve babası kışın doğdu o evimize sıcaklığı bu sıcak günlerde getirmeye karar vermiş.. Sabırsızlıkla ona sarıldığım anı hayal ediyorum..










15 Haziran 2010 Salı

kremler, çatlaklar...






Son 40 gün ve doktorumuzun tavsiyesine uyarak kremlerimi daha doğrusu yağlarımı günde iki kere sürmeye başladım.(göğüs ve vücut için) Yağları evde duş sonrası, kremi de işe götürdüm orda sürüyorum.. Nemlenmesi daha iyi hissettiriyor gerçekten. Şimdilik çatlak çutlak yok ama belli olmaz (mış). Son zamanlarda da olabilirmiş.. İlk kullandığım Lierac hiç dayanmadığı için şimdi yağ kıvamlı olanları denemek istedim..Bunlardan çook memnun kaldığımı söyleyebilirim. Ablam J&J baby oil in da aynı işlevi gördüğünü söylüyor ama aldık bakalım kullanıyoruz :) kokuları da çok hoş..
çok uykum var, ama geceler biraz zor geçiyor.. ellerim ayaklarım yanıyor.. buzlu paketlerle yatıyorum artık.. Uyumak işkence, ama sabah uyanıp da işe gitmek daha da zor.. Son 3 hafta inşallah..

13 Haziran 2010 Pazar

34. hafta notları


O kadar isterdim ki şöyle kedilere, köpeklere dokunup, sımsıkı sarılabilmeyi. Hayır sevmiyor da değilim, daha çok korku diyelim. Özellikle kedilerden. Gerçi minicik bir köpekten elimdeki poşeti fırlatarak kaçtığım ve sonra apartmana kapıcımızın evinden girdiğim günü unutmuş değilim :) Ama çocuğum hayvanları çok sevsin, onlara dokunabilsin, hatta belki biraz ileri gidersem bir canlı beslesin istiyorum.
Annesi bu kadar korkarken babasına büyük iş düşüyor tabi, alıp bir yerlere götürüp börtü böceği sevdirmesi lazım. Bir adam düşünün ki otel odasının kapısında gördüğü minik, turuncu, sevimli mi sevimli (!) semendere dokunmak istiyor.
Bense fil beslemek için meyvelere 5 dolar verip sonra hayvanın hortumu bana yaklasırken parmak ucumla tuttugum icin meyveyi düsüren, sokaktaki kedilerin bana yaklastigini metrelerce uzaktan görebilen ve kacma konusunda kendini epey geliştirmiş biriyim.
Bir zamanlar evimizdeki kanaryayla yaşadığım başka bir hikaye de benim ondan kaçmaya çalışırken yerdeki tencerenin içine girip ayak tırnağımı kırmamla sonuçlanmıştı.. Yok kardeşim olmuyor işte zorlamanın anlamı yok..
Bakalım bizim kuzucugun arası nasıl olacak hayvanlar alemiyle...:))
Bugün itibariyle 34. haftadayız.. Dolu dolu geçen 34 hafta.. Can'ım, yavrum beni bu konuda da üzmeyerek başaşağı dönmüş bulunmakta:D Cumartesi bu güzel haberi ve 2.200 kg oldugunu ögrendik ... böyle giderse 3 kilo 300 gr civarında doğması muhtemelmiş.. hayırlısı.. önemli olan kilosu değil sağlığı benim icin.. Geçen haftalarda okuduğum 'Çocuğum Yemek Yemiyor' adlı kitabın bana kazandırdığı (ve umarım sonra da unutmam ve uygulayabilirim) en önemli şey bu.. Çocuğumun kilosuna takılmayacağım ya da az veya çok yiyor olmasına.. midesi minicik zaten.. neyse, şimdilik asayiş berkemal kısacası.. 2 hafta sonra ilk kez NST ye gireceğim.. Sona yaklaşıyoruz galiba şaka maka. yaa ben çok sevdim bu hamileliği amaa:))
Tabi bel, sırt, bacak ağrıları, ayak şişmeleri, reflü, uyku problemleri, kilo alımı vs.. vss.., hafif ve ciddi şeyler olmasalar da, hamileliğim boyunca bu ufak zorlukları, güzellikleri, her şeyden önce ilkleri yaşadım. O yüzden hiçbir problemi önemsemiyorum.. sadece oğlum iyi olsun, sağlıkla gelsin, ben başka bir şey istemem. Bir şey daha isterim aslında, bütün bebişler sağlıkla doğsun, güzel güzel büyüsünler yuvalarında..
...

25 Mayıs 2010 Salı

Bebeğim büyüyoorr...



Bebeğimiz bugün itibariyle 31 hafta + 2 günlük, yani birlikte 32. haftamız bir bedende. Cumartesi günü (22 Mayıs 2010) doktor randevumuz vardı. Tontişi gördük, sağlığı hakkında bilgi aldık. Kilosu 1,650 gr olmuş.. Bakalım kaç kilo doğacak. Daha dönmemiş, başı yukarlarda bizimkinin. Sona yaklaştıkça heyecanlanmam gerek; ama şimdilik ne doğum korkusu ne de başka bir şey. Sadece bu günlerimizin tadını çıkararak yaşamak istiyorum. O kadar güzel bir duygu ki tarif etmek zor. Sadece şunu biliyorum, başka bir sebepten geceleri uykum bu kadar bölünse o şeyi bu kadar sevmem söz konusu bile olamazdı, ama şimdi neredeyse her gece bölük pörçük, yarı uyur yarı uyanık haldeyim. En rahat uyuduğum şekilde, yüzüstü, aylardır yatmadım; ama her şeye rağmen bütün bunları Can'ıma kavuşmak için yaşamam gerekiyorsa kat ve kat fazlasına bile dayanırdım..
Son bir iki haftadır biraz daha çabuk yorulur oldum. Ayaklarım bu bedeni taşımaktan yorulur oldu, aldığım nefes az geliyor sanki, daha derin derin nefesler alıyorum.. Yogada öğrendiğim ujaii nefesini almaya çalışıyorum, ne kadar başarılı oluyorum bilmiyorum gerçi.
Bir güzel haber; arkadaşlarımız Alp & Başak'ın kızları Tane bebek sonunda dün aramıza katıldı :) Ona harika bir ömür dilerim, tüm sevdikleri, annesi, babasıyla birlikte geçireceği upuzuuun, sağlıklı bir ömür..

10 Mayıs 2010 Pazartesi

Anneler Günü...



09.05.2010 bir anne adayı olarak geçirdiğim ilk anneler günüydü :) Hatta bir hediye bile aldım Nilay & Murat'tan; sağolsunlar beni de düşünmüşler. Sabah kahvaltıya Tuzla'ya gittik. Ordan sonra da annemlere geçtik..
Akşam sevgilimle sinemaya gittik. Iron Man II. Bir kaç sıra önümüze bir baba - oğul oturdu. Ben de Rıfat'a 'ileride inşallah oğlumuzla gelirsin benim gitmek istemediğim uzaylı veya fazla bilim kurgu bulduğum filmlere' dedim. Mesela Yüzüklerin Efendisi.. Tahammül sınırlarımı zorlayan bir film serisidir :) Artık, ikisi öyle filmlere girer, ben de rahat rahat duygusal komedi filmlerini izlerim, ağlaya ağlaya :))) evet duygusal KOMEDİ filmlerinde bile ağlayabilirim ben..
Dün gece Palladium'da film çıkışı otoparka yürürken bir pet shopun önünden geçtik. O geç saatte kedicikler, köpecikler kimisi uyuyor kimisi biz geçerken cama yaklaştı.. Gözlerindeki o yalnızlığı unutamıyorum. Üşüyorlar mı yoksa çokmu havasız acaba kaldıkları ortam diye düşündüm.. Arabaya gidene kadar ağladım.. Kimi kandırıyorum, arabada da devam ettim :(
Herneyse, güzel yogun bir haftasonuydu, Cumartesi günü de annemle perdelik kumaş aldık, yatak takımının renkleriyle uyumlu.. Becerikli annecim dikecek:)) Akşam Kareoke bar'a gittik, Taksim'de. Gece hayatı bana göre değil, zaten içmeyi de sevmem. Ben arkadaşlarla birlikte güzel bir yemek organizasyonunu tercih ediyorum, çünkü o gürültüde zaten konuşulmuyor ... Neyse, dans ettim, şarkılar söyledim bağıra bağıra :D İnşallah Can Can da iyi vakit geçirmiştir...

4 Mayıs 2010 Salı

Önemli bir işi hallettik :)


Geçtiğimiz hafta neler hallettik neler;
1. Dr randevumuz vardı Cuma akşamı. Bebişimiz sağlıklı, kilosu 1.142 gr:) Ortalamanın ortasındaymış. Benimkini ne siz sorun ne ben söyliyeyim.
2. Cuma akşamı bebek odası için tavan aydınlatması aldık. Ucan balona binmiş bir adam figürü, çok sevimli, renkli.. Cumartesi sevgilim, nam-ı değer evimizin ustası bir güzel takıverdi. Işığı da ayarlanabilsin diye dimmer taktık. Geceleri uyanınca birden ışığı açmak zorunda kalmayalım diye.
3. Pazar günü de e-bebekten bebişimizin arabasını aldık:) Rıfat'ın çok güldüğüm bir sözünü söylemeden geçmiyeyim, 'Herhalde bir de çocuğun üniversitesine bu kadar kafa yoracağız.' demişti bu puset seçiminin zorluğuyla ilgili..
Çok fazla marka-model olduğu doğru ama belli kriterlerde kararlı olunca seçenekler otomatik düşüveriyor.. Biz yukarıda resmini koyduğum modeli aldık. Concord Neo. Daha kullanmadık o yüzden tavsiye etmek pek doğru olmaz sanırım; ama açılışı kapanışı çok pratik. e-bebek'te şöyle bir güzellik olduğunu belirtiyim, her 250 TL lik alışverişe 50 TL hediye çeki veriliyor :D
Onunla da kalan ihtiyçlarımızı alırız..
Ay sonunda tatile gideceğiz, her şey yolunda giderse :) Oğluşum ve sevgilimle yüzmek için sabırsızlanıyorum..
Bu haftasonu da Can'ımın odasının perdesi ve tatil dönüşü katılmayı planladığımız (yine her şey yolunda giderse inşallah) düğüne giyeceğim elbiseye şifon kumaş bakacağız annemle.. Mor veya turuncu renk düşünüyorum.. bakalım..
Neyse, çok dağıttım konuyu. Kısacası biraz biraz hazırlanmaya başladık..
Burdan daha bebişimi beklerken beni yalnız bırakmayan, aldıkları hediyelerle beni anlatılmaz şekilde mutlu eden arkadaşlarıma teşekkür etmek istiyorum, (Tv'ye çıkıp annesine-babasına, yanında oturan eşine selam söyleyen insanlar gibi oldu biraz ama idare edin artık :P)
Bebeğim olacağını öğrendiğimde ilk söylediğim arkadaşım Ekin'ciğimin aldığı Bebeğimin ilk yıl günlüğü, (bebişime gelen ilk hediyedir aynı zamanda:))
Gönül'cüğümün aldığı kırmızı taç, (oğluşum beni doğar doğmaz farkedebilecek:)
Ebru'cuğumun hediye ettiği 'Can Can' body'si ve şapkası, (ömür boyu saklayacağım:)
Elçin'ciğimin aldığı ilk banyo oyuncağı, (biz rifatla oynadık, test ettik, süpper :)
Kuzenler Edosh ve Sedoshun aldığı ciciler, (O kadar şıklar ki kızlar yakışıklı oğluma bayılacak:)
Teyzelerin, büyük teyzelerin, annanelerin, babanelerin sürekli almaya devam ettiği hediyeler :)
Merve'ciğimin taaa ABD'lerden yolladığı ciciler, (skype'tan gördüm çoook şekerler:)
Afet Teyzesi'nin ördüğü yumuşacık battaniye, (öyle yumuşak ki, tam tenine göre:)
Örgü patikler, (sıcacık tutacak oğluşumun ayacıklarını:)
Forever New'deki Aslı Hn'ın aldığı miniminnacık çoraplar, (en fazla serçe parmağım uzunluğunda:)
Nurdan Hn'ın aldığı renkli arabalı fotoğraflık, (cıvıl cıvıl, insanın içini açıyor:)
...................
unuttuklarım olduysa lütfen kusuruma bakmasın...
Hepinize çok teşekkürler ediyorum, hepinizi çok seviyorum...
Bebeğimi beklerken beni hiç yalnız bırakmayan herkese sonsuz tesekkürlerrrrrr .......
Tuba

24 Nisan 2010 Cumartesi

23 Nisan, neşe doluyor insan :))





Yavrularım (1 ve 2 nolu yegenler:) ile birlikteydim 2 gündür. Yaramazlık yapıyorlar, kavga ediyorlar sonra sarılışıyorlar, bir bakmışşın Ege ağlamaya başlamış sebepsiz, bir bakmışşın rap yapıyor, öyle güzeller ki.. Napıyım ben bu çocukları bilmiyorum:)


Efe'min okulu olan Sarıyer Doğa Kolej'e gittik 23 Nisan sabahı. Bandodaydı, en önde o kıyafetle görünce gözlerim doldu, dalga geçmesinler diye ablamlara çaktırmadım ama onun askerliğini veya mezuniyetini düşündüm:)) ayyy allahım gittikçe anneme daha çok benzer oldum ben :P Bando merasiminden sonra da dedesinden aldığı hakim cüppesiyle bir gösteri yaptılar Atatürk'ü ve sözlerini konu alan.. kimi beyaz önlük giymiş doktor olmuş, kimi çiftçi, kimi asker kostümü giymiş.. Onda da alkışlamaktan ellerim acıdı, tüm çocukları.. Tam bir 23 Nisan yaşadık kısacası, saygı duruşunda bulunduk ve İstiklal Marşı'nı okuduk bağıra bağıra.


Can'ımın ilk gösterisini düşündüm.. Ne zaman, nasıl olacak acaba diye?! O da Efe Abisi gibi bandoda olacak mıydı ya da heyecanlanmadan ezberlediği replikleri sıralıyacak mıydı sahnede?!.. Ege Bey'e gelince o da abisini görünce sahneye bagirdi 'Abimmmm' diye :))) önümüzde oturan teyzelerin de sırtına dokunarak 'O benim abimm' dedi gururlanarak :D cok güldüm..

Ege de Star Wars'a takmıs durumda 'Dart Veder oldum ben Duuuba Deyzemm' diyor bana :) gülüyorum.. elektirik yolluyor, ışın kılıcını savuruyor:) Kısacası hem çok güldüm, hem de yoruldum. ama onlarla 2 gün gecirmek cok iyi geldi hem bana hem Can'a.. Cünkü daha şimdiden onu çok seven 2 kuzeni var. Aaaa Aras bebeği unutmayalım, 3 kuzeni var benim oğlumun :))



Yavrumun babası da Yunanistan'da. Hatta bir iki saat önce Selanik'te Atatürk'ün evini gezmiş..


İşte bizden haberler şimdilik bu kadar. Ben biraz uzanıp kitap okuyacağım..


Haftaya Cuma (30 Nisan) doktor randevumuz var. Çok az kaldı oğluşumu görmeye:)

21 Nisan 2010 Çarşamba

Oğluşumun fotosu :)




Biraz gec oldu ama, ogluşumu, Can'ımı tanıştırayım size.. 30 Nisan'daki doktor randevumuza kadar bekleyemedim ve elimdeki son fotoları koymak istedim.. umarım 10 gün sonra hem iyi oldugunu, büyüdügünü ögrenelim hem de yeni fotoları olsun.. her an bakıp huzur bulduğum...

15 Nisan 2010 Perşembe

Şeker Yüklemesi





Bu işi de hallettik:) O şekerli şeyi içip aç kalma fikri korkutuyordu beni, ama korktuğum gibi olmadı neyse ki.


İçine limon da sıktıkları için limonata gibi geldi hatta.. serin serin içtim, ama sonra biraz uyku ve halsizlik oldu tabi. İlk saat biraz zor geçti ama sonraki saat nasıl geçti anlamadım bile.. E-Lab gibi temiz bir yerde, güler yüzlü, düzgün insanlar tarafından bu süreci geçirmek benim için büyük şans tabi..




Ordaki işim biter bitmez güzel bir kahvaltı yapmak için Saray'a gittim. Kahvaltı tabağı ve yumurta yedim, açık bir çay içtim yanında. Kahvaltı tabağı dediysem, iştahımın çok açık olduğunu bilen çok sevgili arkadaşlarım, korkmayın tabağı yemedim :P Hava çok güzel olduğu için dışarda oturdum. Kahvaltıya bayılıyorummmmm :) İnşallah oğluşumuz da babası ve benim gibi yemek yemekten keyif alsın ve birlikte güzel uzzuuunn yemekler yiyelim kahvaltılar edelim...


Sonra City's'e gittim. Can Can'a bir kaç bir şey aldım:) Rıfat'a söylediğimde az almışsın dedi, evet bir iki eksiğini daha alabilirdim haklısın dedim. Meğer şaka yapıyormuş :P Üstelik aldıklarımın fotoğraf albümü hediyesi vardı. Minik hediyeler beni çok sevindiriyor, yani yanlış anlaşılmasın büyükler de sevindiriyor tabii ;)


Bu güzel havada yavruşum için keyifli keyifli alışveriş yapmaya devam etmeyi ne kadar istesem de işe döndüm, tabi bu iş sayesinde o keyifli alışverişleri yapabildiğim düşünülürse yazmayı bırakıp işime dönsem ve kovulmasam iyi olur :D

.....

veeee şu an itibariyle test sonuçları geldi, benim anladığım kadarıyla da sonuç negatif, yani değerlerim birim referans aralığının en alt seviyesinde :)) haberler güzel gibi geldi bana ama tabi bakalım, son sözü doktorumuz söyleyecek..

14 Nisan 2010 Çarşamba

Maşallah...





Bu gün sizi tatlı mı tatlı, yakışıklı mı yakışıklı bir mavişle tanıştırmak istiyorum:) Geçen gün de bahsettiğim Bursa'da yaşayan arkadaşlarımızın bebişleri Semih'le...


Allahım o ne tatlı bir surat, ne güzel çekik lacivert gözler... Her şeyden önce şimdiden ne akıllı, uslu bir kuzucuk.. Defalarca maşallah demiş olsam da yine diyorum ve ona koccamannn bir nazar boncuğu gönderiyorum.. Gerçi onun gözleri yeter ama olsun.


Can'ın kendi yaşıtı bir arkadaşı olacak, ne güzell:))
Onu kollarımda tutmakta zorlanmış olmam beni biraz ürküttü açıkçası, üstelik 3 tane yeğenden sonra.. Acaba fazla mı dik tutuyordum, yoksa fazla mı yatırmıştım diye düşünmekten 10 saniyede kan ter içinde kaldım :) sonra da hemmennn babasına verdim. Bakalım bizim Can Can'da işler nasıl olacak?! :)) Rıfat'sa 40 yıldır bebek bakıyormuş gibi rahat tuttu.. Gerçi o hep öyledir; becerikli insan. Ne sinir :) ya da ne büyük şans benim için :))))
İşten çıkmama son 10 dakika..eee hep Can Bey mi diyecek, şimdi de ben diyorum işte, Yupppiiii:D


12 Nisan 2010 Pazartesi

Haftasonu gezmelerimizden kısa kısa...



Cumartesi aksamı bu yılın ilk erigini yedim :)
Aşermek değil bu ama şimdiden bu yıl kilolarca erik yiyeceğimi biliyorum... Erik, karpuz ve çilek... Ne kadar şanslıyım ki Necmi baba'ların Tuzla'daki bahçesinde erik ağacı var :)))) Cumartesi gündüz Rıfat motoruyla ben ve oğluşum da arabayla Tuzla'ya gittik. Orda da bir bahar temizliği ve Can Can'a hazırlık var.. Odası boyanmış. Evet odası olacak Tuzla'da da.. Yavruşa bir yatak bile aldılar babanesiyle büyük babası geçen hafta... Canım yavrum ne şanslı herkes onu sabırsızlık ve heyecanla bekliyor..
Aksam arkadaşlarımıza davetliydik, keyifli bir gece geçirdik.. bol kahkahalı:) Cumartesi gecesi 3:00 gibi yattık ve Pazar sabahı erkenden kalkıp Bursa yollarına düştük. Rıfat'ın üniversiteden arkadaşı, dünyalar tatlısı eşi ile muhteşemmmm bebişlerini (maşallahhh) ziyaret ettik ve tabi ki iskender yedik, söylemesi ayıptır :) yaa yok böyle bir şey, kendimi kaybettim.. hatta 2 porsiyona yakın yedikten sonra bile hala aklımda paket yaptırsak mı acaba soruları uçabiliyordu. Resim olarak iskender değil de erik koymayı bir motivasyon sayarım kendime :)
O kadar iştahım açık ki.. Taze ekmeğe nutella sürüp sürüp yemek isterdim ama perşembe günü şeker ölçümüm var... Belki ondan sonra 1 dilim yerim annemlerde, eve almak istemiyorum çünkü.
neyse, ben kendi tükürüğümde boğulmadan önce bu yazıya ve daha önemlisi bu düşüncelere bir son vermeliyim :P

8 Nisan 2010 Perşembe

Babacım da beni hissetti bugün:)


Dün annemle babamın 3. evlilik yıl dönümleriydi. Hep birlikte güzel bir yemek yedik. O kadar çok yedim ki akşam kıpırdayamadım bile, ama sabah çok güzel bir şey oldu; babişkom ilk defa benim hareketimi hissetti:)

Sabahları annem saatin alarmıyla uyanmaktansa benim onu uyandırmamı çok seviyor. Ben de bunu bildiğim için hareketlerime sabah erkenden başlıyorum.. İlerde annemi de babamı da öperek uyandırmayı planlıyorum, eminim çok hoşlarına gidecek:) Şimdilik sesimi duyamadıkları için böyle yapmaya devam edeceğim sanırım.
İşte böyle zaman hızla geçiyor, bahar geldi bile, gerçi hava serin hatta soğuk ama Nisan ayında olduğumuza göre, havalar kısa süre sonra güzelleşecek demektir.


5 Nisan 2010 Pazartesi

Büyüyorum (ruz) :)



Annem ve babamla buluşmamız çok keyifli geçti, bol bol güldüler doktor amcamla... Beni gördüklerine çok sevindiler ama ben onları gördüğüm için daha çok sevindim.. 24. haftamı bitirirken boyum 28 cm, kilom da 598 gr olmuş.. her seyin yolunda olduğunu öğrenen annem sonunda rahatladı. Tek şikayeti olan ve sağ bacağına vuran bel-kalça ağrısı onu biraz zorluyormuş, üzüldüm.. Doktor amcam anneme yüzmesi gerektiğini söyledi, ben de yuppiiii diye bağırdım ama bilmiyorum duydular mı beni.. daha büyük bir havuzda yüzüceğim için çok mutluyummm:))) Ananemin annem rahat uyusun diye yaptığı kocccaman bir yastık var, o biraz rahatlatmış, ama yüzmek de çok iyi gelirmis.. Babamla her gece yatarken o yastığa bakıp gülüyorlar, çoook büyük diye herhalde..
Onun dışında annem çok sevdiği ve biraz arayı açtıklarını düşündüğü bir çocukluk arkadaşıyla buluştu cmt günü, çok sevdiğim portakal suyundan içti. Doktor amcam ona biraz kızdığı için artık yediklerine içtiklerine daha çok dikkat edecekmiş..
Pazar günü de Aras abim, Hale teyzem ve Onur amcam'ların arabasıyla kahvaltıya şehir dışında güzel bir yere gittik.. Babam da motoruyla, 15- 20 tane motorcu arkadasıyla birlikte, gitti oraya. Aslında ben de onun arkasında olmak isterdim, ama annem asla izin vermezdi herhalde. Güzel bir gün oldu. Keske Efe ve Ege abilerim de olsalardı.. ama malesef Ege abim biraz hastalanmıştı, o yüzden onlara söyleyemedik gelin diye.. şimdi daha iyiymiş, sevindim..
Fotoğrafımı bu akşam koyucakmış annem blogumuza.. sonunda resmen ünlü olacağım :P

2 Nisan 2010 Cuma

Kilolar geldiği gibi giderler..mi acaba?



Yarın doktorumdan, kilo konusunda önde gittiğime dair bir şeyler duymaktan deli gibi korkuyorum, ama dün cikolatalı şekerpareleri evet 'leri' yerken pek de korkuyor gibi gözükmüyordum sanırım..

Hayatımda çıktığım maksimum kiloyu 2 kilo geçtim.. Fazla ayrıntı vermeye gerek yok.. Daha önce yüklüce bir kilo verme deneyimim olduğundan kelli bunu da veririm diyorum, ama yine de kolay olmayacak biliyorum. Hiçbir zaman kolay olmaz. Göbişimin büyümesinden hiç şikayetçi değilim, eğilmekte, bacak bacak üstüne atmakta zorlanmaya başlasam da hayatım boyunca bluzlarımın içine yastık veya bir kaç kıyafet tıkıştırıp hamileyken nasıl gözükeceğimi hayal ederdim. Kimileri bu görüntüyü hiç sevmese de ben oldum olası özenmişimdir, ama göbegimle birlikte büyüyen kalçalarım, kalınlaşan bacaklarım ve kollarım hayalimdeki görüntü bu değildi sanki dedittiriyor bana..

Bir iki hafta sonra şeker testimiz olacak.. umarım ilkinde testi geçeriz de 2. sini yaptırmak zorunda kalmayız. Zor olduğunu duydum çok arkadaşımdan. Aç karna o şekerli şeyi içip 1 saat beklemek düşüncesi bile kötü hissettiriyor, ama her şey gibi bunu da atlatacağız.

Hamileliğimi öğrendiğim günden beri takip ettiğim ve hafta başlarında bültenlerini 4 gözle beklediğim sevgili sitem babycenter'a göre, Can'ım mango kadar olmuş. Sesleri duyma konusunda artık daha iyiymiş, ama ince sesleri daha iyi ayırt edebiliyormuş.

Mucizesin sen, başka bir şey değil.. Doğumunu zorlaştırmayacak maksimum kiloya çıksam da üzülmem:)

1 Nisan 2010 Perşembe

Cumartesi günü Doktor amcama gidiyorum:))





...acaba annem icin de zaman benim için olduğu gibi hızlı mı geçiyor? Biliyorum hep söylüyor beni görmek için sabırsızlandığını ama kalabileceğim kadar kalmamı da istiyor, ben bu büyükleri anlayamıyorum.. Ben neler yapıyoruuummm; yuvarlanıyorum, yüzüyorum, kaslarımı güçlendirmek için havaya minik yumruklarımı, tekmelerimi sallıyorum (insallah annemin canını acıtmıyorumdur), nefes egzersizleri yapıyorum ciğerlerim için, uyuyor ve büyüyorum. annem de benimle konuşuyor hep, neler yaptığını anlatıyor. Ninni diye bir şey varmış, onu söyleyince hemen uyuyorum ben.. annemin sesi çok güzel :) (tuba:heheh:) 2 gün sonra annemle, babam beni görecekleri için heyecanlıyım.. onlara en sevimli halimle pozlar vereceğim.. Ben gayet iyiyim, ama bunu doktordan duyana kadar annem her zamanki gibi rahat etmeyecek.. ahh ahhh kadınlar işte..

31 Mart 2010 Çarşamba

yakısıklı oğlum kime benzeyecek?



Oğluşumuzun kime benzeyeceğini çok merak ediyorum.. Güzel gözlerini babasından alsın, başının şeklini, geniş karakterli alnını, ama burnunu ve dudaklarını benden :)
Bir kaç ay önce benim komik kocacım rüyasında gördüğü yobaz bir adamın poposuna tekme attığını zannederken aslında benim bacaklarıma vuruyordu, istemeden tabii:) neye ugradığımı şaşırarak uyanmıştım.. Güleyim mi yoksa acıdan ağlıyım mı bilememiştim o uyku sersemligi halinde..
Şimdiki hareketlere (tekmelere) bakılırsa o da babasına benziyor :))) Kime neresi benzerse benzesin, benim Can'ım dünya tatlısı olacak biliyorummm..







Odam hazırlanıyooor :)


Geçtiğimiz haftasonu koca kişim motor grubuyla kamp yaptıgı icin, ben de annemlerde kaldım. Cok da güzel oldu. Cumartesi günü annemle Modoko'ya gittik, tüm bebek mağazalarını gezdik. Gerçi hepsinde aynı modeller vardı, ama yine de belki değişik bir şeyler görürüz diye hepsine girdik. Bir kaç yerde modelini - fiyatını beğendiğimiz odalar oldu, kartlarını aldık. Sonra bebisimin odasının yeni rengini göstermek için annemle bize çıktık veee ikimiz de odanın içine o zebellah gibi mobilyaları sokmanın pek akıllıca olmayacağına karar verdik. Pazar günü de Ikea'ya gidip ordakiler baktık. Başından beri orda her şeyi bulabileceğimizi bilsek de ben 20 küsür mağaza gezdiğimiz için pişman değilim. En azından şimdi verdiğimiz kararın doğru olduğundan eminim ve içime sindi.
Miniğim benim, beyaz iç açıcı oda takımını dün akşam (Salı) kurduk babanla. Ben elimden geldiğince ucundan tutarak yardım ettim, daha şimdiden çekmeceleri dolduran eşyalarını katladım, gruplara ayırdım, paketlerinden çıkardım hepsini. Her ne kadar hepsi senin gelmene yakın yıkanacak olsa da ben tek tek ayırdım, içinde olacağın anları düşündüm. Uzun kollu bodyleri o minik ellerinin çıkacağını hayal ettiğim, pişik önleyici kremleri popişine süreceğim, banyonu yaptıracağımız mavi küvetini üstüne yatacağın baloncuklu yıkanma matını.. Hepsini, hepsini özenle kaldırdım.. Yıkanacakları zamana kadar orda düzgünce dursunlar istedim..


Artık ben ve annem de blog alemindeyiz.. bizi takip edin.. Yeni fotolarımız ve maceralarımızla sizinle olacağız..